Muğla ve tarihi üzerine yazılar...

Muğla linkleri

Sayfalar

17 Aralık 2014 Çarşamba

Muğla Ev Mimarisinden Bazı Örnekler


Muğla evlerinin süsleme ve gelişimi bakımından çok eski tarihlere gitmese de Anadolu sınırları içinde ev mimarisi açısından önemli bir yere sahiptir. Araştırma kapsamına giren Milas, Karabağlar Yaylası, Yatağan ve Muğla il merkezindeki yapılardan beş sivil mimari yapı incelenmiştir. Özellikle 18.-19.yüzyılda yapılmış olan bu yapılar 'Eklektik Dönem' üslubunu yansıtmaktadır. Yapıların dış ve iç süslemelerinde görülen ay-yıldız motifi, impost, gülbezek, geometrik geçmeler, taklit küntekârî zencerek, ‘C’ ve ‘S’ kıvrımları, çiçek demetleri dönemin sanat anlayışını göstermekle birlikte; dış ve iç mekânlarda kullanılan hatıl ve lentolar, haç planlı bacalar, kuzulu kapılar, kapı tokmakları yöresel özellikler taşımaktadır.

Muğla evlerinin süsleme bakımından ve gelişimi bakımından çok eski tarihlere gitmese de Anadolu sınırları içinde ev mimarisi açısından önemli bir yere sahip olduğu düşüncesindeyim. Ulaşabildiğim kaynaklarla bir ölçüde de olsa Muğla evlerinin geleneksel özellikleri ortaya koyduğunu göstermeye çalışacağım.

İnceleme başlangıcında on ikiye yakın tescillenmiş ve henüz tescillenmemiş yapılardan süsleme olarak, günümüze sağlam ne kadarının sağlam gelebildiğini ve yapım tarihlerine göre ayırdım.

Yatağan çevresini incelerken Osman Kunduracı'nın ''Muğla- Yatağan Çevresindeki Türk Devri Mimarisi ve El Sanatları'' kitabı ve Ertuğrul Aladağ'ın ''Muğla Evleri'' kitabını ana kaynak olarak kullandım. İçlerinden konumu anlatacağına ve ışık tutacağına inandığım biri ordugâh olmak üzere beş sivil mimari örnekleri üzerinde incelemelere başlayarak katalog yazım aşamasına geçtim.

MUĞLA VE ÇEVRESİ

1. MUĞLA VE ÇEVRESİNİN COĞRAFİ, TARİHÎ, EKONOMİK ÖNEMİ


Muğla kenti, Güneybatı Anadolu'da yer almaktadır. Kentin sınırı; Akdeniz bölgesinde yer alan Teke yöresi ile Ege bölgesinde yer alan Menteşe yöresi arasında kalan alandır. Sahil şeridi ise, Fethiye Körfezinden Mandalya Körfezine kadar olan sahil kuşağıdır. Bu sınır içinde; günümüzde turizm açısından gelişmiş, başlıca turizm bölgelerimiz olan Marmaris, Datça, Bodrum, Fethiye’nin yanı sıra Dalaman, Köyceğiz, Milas, Ula, Ortaca, Kavaklıdere, Ula yerleşimleriyle on bir ilçesi bulunmaktadır. Küçüklü- büyüklü ova, plato ve tepelerin olması, kuzeyde Gökbel ve Oyuklu dağı, kuzeydoğusunda Sandras dağı, doğusunda Dumanlı dağ, kuzeybatısında Menteşe dağı ile çevrilidir.

Akdeniz iklimine sahip olmasına karşın dağların denize dik olarak uzanması sıcaklığı düşürmekte; Muğla ve ilçeleri arasında sıcaklık farklılıklarına neden olmaktadır. Ayrıca kent, Karadeniz bölgesinden sonra en fazla yağış alan Ege bölgesinin en önemli şehirlerinden biridir. Başka bir değişle Muğla kenti Rize’den sonra en çok yağışın görüldüğü yerdir.

Bitki örtüsü olarak maki görülürken, Bolu ilinden sonra Türkiye’nin en çok orman alanına sahip kentidir. Günlük ağaçları ise yeryüzünde ikinci bölge olarak sadece bu bölgede bulunmaktadır.

Kente yerleşim ilk çağ döneminde, İonlar ve Dorlar tarafından sürülen Karyalılar ile başlamaktadır. M.Ö. 1297-1239 yıllarından Kadeş antlaşmasına kadar Mısır, İskitler, Asurlular; M.Ö. 7-6.yy Lidyalılar, M.Ö.522-486 yıllarında Persler, M.Ö. 404 yılında Atina Deniz İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir.

M.Ö. 387’ye kadar Spartalılar, M.Ö. 334’de de İskender egemenliğine girip Mısır, Suriye, Makedonya eyaletlerinden Suriye’ye bağlanmış, 395 yılında ise (Bizans) Doğu Roma İmparatorluğu içine girmiştir.

11. yüzyıldan itibaren başlayan Türk akınları sonucunda 1261'de kesin olarak Türklerin eline geçmiştir. 13. yüzyılda bölgede Menteşe Beyliği kurulmuştur. 1391'de Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı topraklarına geçmiş, 1402 Ankara Savaşıyla Menteşe Beyliği'ne geri verilmiştir. II. Mehmet zamanında ise tekrar Osmanlı Devletine geçmiştir. 1522'de Kanunî Sultan Süleyman Rodos seferinde Muğla’da konaklamış; Marmaris’i üs olarak kullanmıştır.

17. yüzyılda eşkıyaların sığınak yeri olmuş; 18. yüzyılda ise çeşitli derebeyliklerin ve mahallî sülalelerin idaresinde kalmıştır. Birinci Dünya savaşı sonrası 11 Mayıs 1919'da önce Muğla'nın sahil ilçeleri; 23 Temmuz 1919'da da il merkezi; İtalyanlar tarafından işgal edilmiş. Ancak tek kurşun atılmadan 5 Temmuz 1921'de bölgeyi terk etmek zorunda kalmışlardır.

Kentteki tarım alanlarının yetersizliği, kentin dağlık oluşu nüfus yoğunluğunu düşürmüştür. Nüfus daha çok kentin ekonomisine katkı sağlayan tarıma elverişli ve turizm faaliyetlerinin geliştiği ilçe ve köylerde toplanmaktadır. 21. yüzyıldan önce Muğla halkı tarım ve hayvancılık, turizm, zanaatla uğraşırken; Rumların fırın, hamam, meyhane alanında çalıştığı bilinmektedir. Öyle ki 1929 nüfus mübadelesiyle giden Rumlarla otel, lokanta, hamamın kapandığı söylenmektedir.

2.MUĞLA VE ÇEVRESİNİN MİMARİ ÖZELLİKLERİ


Muğla evlerinin oluşumu ve gelişmiş 18. yüzyıl sonu çalışmak için gelen Rumların kente yeni ev tipi göstermeleriyle başlamaktadır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişmiş Muğla evlerine rastlarız. Bunu da Ertuğrul Aladağ'ın ''Muğla Evi'' adlı kitabında, söyleşi yaptığı Mehmet Beyimoğlu şunları söylüyor:
“çocukluğumuzda bizim evler toprak damlıydı. Pencerelerde cam doğrama yoktu. Sadece tahta kapaklar vardı. Evler çıra alevi ile aydınlatılırdı. Bu nedenle bizim evler çok soğuk, Rum komşularımızın evleri sıcak olurdu.”
Sadece bu alıntıyı düşündüğümüzde Muğla evlerinin şimdiki durumlarına yani eğilimli kiremit çatıya Rum evlerden, onları yapan ustalarından etkilenerek geliştiğini söyleyebiliriz.

Muğla'nın ilk ev tipini kendini özgü özelliği bulunmayan ''toprak damlı'' evler oluşturur, bunların yapımı son derece basit ver her bölgede rahatlıkla yapılabilen evlerdir. Bacaları, başlığı olmayan kare kesitli baca üzerine ters oturtulmuş küp veya keletir denilen sepet ve yanlardan duman delikleri açılarak oluşturulmuştur.

İkinci ev tipini ise yazın Karabağlar yaylasına çıktıklarında ''yurt'' denilen ''tahta damlı'' evler oluşturur. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'ne girebilecek kadar ünlü olan bu yayla ve yayla kültürü;20. yüzyılın ikinci yarısına kadar kullanılmaya devam edilmiştir. Evin alt katı da tarhana, pastırma,bulgur, pekmez, makarna yapılıp saklanması için kullanılmıştır.

Üçüncü tipin oturması ise Rumların Muğla’ya gelmesiyle tanıttıkları “kiremit damlı” evlerdir. Bu evler halk arasında “honey” deyimiyle yapılmaya başlanmıştır.

Tek katlı olmasına rağmen zemin katı ambar olarak kullanılmaktadır. Asıl yaşam ikinci kattadır. Müslüman- Türk ailelerinin kullandıkları kiremit damlı evler; zemin kat taş, üstü dıştan; taşiçten; ahşaptır. Rum ailelerinin ise, düzgün kesme taşla inşa edilmiş evlerdir.

Evlere 'kuzulu kapı'dan girilir. Bu kapılar, ise iki kanadı olan ve kiremit örtülü, ahşap çatkılı çatısı olan kapılardır. Genellikle 2-2.30 m genişliğindedir. Kanatlardan birinin üzerinden açılan kapı yani 'kuzulu' kısmı insanlar için ayrılan bölümdür.Genellikle 60-70 cm genişliğinde, 140-150 yüksekliğinde, tabandan 20 cm yukarıda masif ahşaptandır. Üzerine istenilen biçimde kapı tokmağı veya ucuna ağırlık bağlanmış zincir bulunabilir. Dövme ve döküm tekniğinden yapılmış olan bu kapı tıkmakları 150 yıllık bir tarihe sahiptir. Rum ustalar tarafından bölgeye getirilmiştir. Bölgede belirlenen tipleri arasında kadın eli kapı tokmağı, yüzüklü- bilezikli kapı tokmağı, aslan kafası biçimli kapı tokmağı, yuvarlak, kareli, dikdörtgen biçimli ve yaprak biçimli kapı tokmakları bulunmaktadır.
Oda girişleri ise; iki kanatlı basit yapılardır. Günümüzde kullanılmamasına rağmen “şık şık” denilen dövme demirden yapılmış, kapı açma sistemini kullanmışlardır. Bu sistem tek elle kapı tutulurken aynı elin başparmağıyla üst oynar başlığa basarak yatay çubuğun yuvasından çıkartılıp, kapının açılmasını sağlamaktadır.

Merdivenler sofanın konumuna göre yer alırlar.Orta merdivenli ve yandan merdivenli olmak üzere iki biçimde planlanmıştır. Altında kalan boşluk kiler, mutfak olarak kullanılmıştır.

Çatı kırma çatılı olup, alaturka kiremitten örülüdür. Çatıyı taşıyan dikmeler, aşılar ve mertekler özellikle kavak ağacından yararlanılarak yapışmıştır.
Kornişten çatı alt sırasına kadar olan bölüm, çeyrek daire şeklinde çakılan çıtalar ve alın üzerine kireç ile kilden oluşturulmuş özel harçla sıva yapılmıştır. Babalar konarak makas oluşturur. Çıkmalar evin konumuna göre açık, kapalı özellik gösterir. Kapalı çıkmalar, evin arka ve yan cephesinde sokağa bakan bölümünde görülürken; açık çıkmalar, sofada otururken arkadan sokağı seyretmeye yarar. Bölgenin bol yağışlı olmasından dolayı saçaklar geniş bırakılmıştır.

Bacalar 1825 yılından sonra (alaturka kiremit kullanılmasından sonra) getirilmiştir. Yirmi sekiz kiremitten oluşmaktadır. Ancak dıştan sayıldığında yirmi bir kiremit görülür. Yedi kiremit iç sıva içinde kullanılmıştır. Baca dört yönü açık forma sahiptir. Üstten bakıldığında haç tonoz görünümlüdür. Dışa doğru çıkıntı yapan taşya da ahşap cumbalı kuruluşları bulunmaktadır. Cumbası bulunmayan evlerde ise; Kerevetler küçük balkon gibi düzenlenmiştir.

Genellikle yapının dış cephesi sade görünümlüdür. Saçaklar damlacık şeklinde daha çok tenekeden yapılmışlardır. İç süslemesi ise daha çok ahşap ve ocakların etrafında kullanılmıştır. En önemli süslemesi ise tavan göbeğidir. Burada kuşak halinde ‘kakma’ motifi, zencerek, baklava dilimli geometrik motifler kullanılmıştır. Yapılar yine de sade görünüme sahiptir.

3. KATALOG


KATALOG NUMARASI: 01

RESİM NUMARASI: 01-06

ENVANTER NUMARASI: 1996 yılında 73 döküm numaralı yapı

YAPIM TARİHİ: yok

YAPININ ADI: Fatma Akdeniz Evi

YAPININ MİMARÎ TANIMI: Yığma taş ile yapılmış yapı sıva ile kaplıdır. Dikdörtgen planlı; İki

katlı, iç sofalı ve bahçeli bir yapıdır. Çatı, alaturka kiremitten kırma çatılı bir düzene sahiptir. Ahşap bir balkonu vardır. Muğla evlerinde olmasına rağmen; cumbası bulunmamaktır. Balkon Muğla evlerinin aile mahremiyet anlayışıyla sokağa değil; bahçeye bakan bölümüne yapılmıştır. Yapıya taklit küntekarî tekniğinde yapılmış kuzulu kapıyla girilmektedir. Üçü alt katta dördü üst katta olmak üzere yedi odası bulunmaktadır. Alt kat mutfak, kiler ve oturma odasından oluşur. Oturma odasında duvardan duvara yerleştirilen sedir bulunmaktadır. Harap olmuş yapının ikinci katı girişin hemen batısında yüksekçe bir platformun üzerine oturtulmuş on bir basamaklı bir merdivenle ulaşılmaktadır. Merdiven yine kapısı gibi taklit küntekarî tekniğinde yapılmıştır. Üst katta dörder pencereli dört oda sofaya açılmaktadır.

YAPININ SÜSLEMELERİ: Kapı ve tavan süslemeleri görülür. Kapısı ahşap çift kanatlıdır. Taklit

küntekarî tekniğinde bezenmiştir. Oda kapıları girişkapısı gibi bezenmişama tek kanatlıdır.Pencereler ahşap kepenkli dikdörtgen biçimlidir. Tavan ahşap örtülü bağdadî çıtalıdır. Dikdörtgen göbek bölümü dışa taşkın değil; içe girintilidir.

GEÇİRDİĞİ ONARIMLAR: Geçirdiği onarım bulunmamaktadır.

İNCELEME TARİHİ: 05.02.2010


KATALOG NUMARASI: 02

RESİM NUMARASI: 07-10

ENVANTER NUMARASI: 1996 yılında 37 döküm numaralı yapı

YAPIM TARİHİ: Yok

YAPININ ADI: Akın Çorbacı oğlu Evi

BULUNDUĞU YER: Muğla- Milas

YAPININ MİMARÎ TANIMI: Yığma taş örgülü yapı üç katlı olup cumbalı taş bir yapıdır. Çatı; alaturka kiremitli kırma çatı biçimindedir. On iki odası bulunmaktadır. Bahçesi bulunan yapının girişi bahçeye değil direkt yapı içine bağlanmaktadır. Kırma çatılı alaturka kiremit örtülü yapıda saçak bulunmamaktadır. Kapı devşirme iki sütun ve kesme taşkemerden oluşmaktadır. Üstünde üçgen alınlık bulunmaktadır. Köşelerinde akantus yapraklı kabartmalar yer almaktadır. Yapı içinde köşelerde plastırlar bulunmaktadır ve sıva ile boyanmıştır. Odalar sofaya açılmaktadır. Cumbasında ok uçları şeklinde saçak bölümü bulunmaktadır. Sokağa bakan cephesinde on beştane dikdörtgen biçiminde pencereler bulunmaktadır.

YAPININ SÜSLEMELERİ: En önemli süslemeleri giriş, kapı üstleri, cumba destekleri ve tavan

bölümlerinde görülmektedir. Devşirme malzemeli girişten sonra tüm kapılar üç bordür sırasıyla

kuşatılmıştır. Kapı aralarına yivli plastırlar yerleştirilmiştir. İkinci katın tavanın göbek kısmı dokuz kare bölüme ayrılmışiçlerine ay- yıldız motifleri yerleştirilmiştir. Bu eklektik üslubun bir özelliğidir. Cumbanın bulunduğu üçüncü katın tavanı ise düz ahşap örtülüdür. Cumbanın iç tavanında ise ay- yıldız motifleri yer almaktadır.

GEÇİRDİĞİ ONARIMLAR: Bilinmemektedir.

İNCELEME TARİHİ: 05.02.2010


KATALOG NUMARASI: 03

RESİM NUMARASI: 11-13

ENVANTER NUMARASI: Yok

YAPIM TARİHİ: 1983-1985

YAPININ ADI: Osman Hamdi Bey Evi

BULUNDUĞU YER: Muğla- Yatağan (Eskihisar köyü)

YAPININ MİMARÎ TANIMI: Moloz taşörgülü kırma çatılı 2 katlı bir evdir. Yüzeylerde hafifletme

kemerleri bulunmaktadır. Ocak kısımları yapıdan biraz taşıntılı olarak gösterilmiştir.

YAPININ SÜSLEMELERİ: 2006 yılındaki onarımdan sonra yüzeyler boyanmışve sadece duvarı boydan boya bir kartuşiçinde kuşatan ışın demetleri bulunmaktadır. Ayrıca aynı kuşak sırası alt kat merdiveninin uzunluğu boyunca ve tün odaların yüzeylerinde sıralanmaktadır.

GEÇİRDİĞİONARIMLAR: 1990yılında çatı alaturka kiremitten yeniden örülmüş,2006 yılında ise hangi bölümleri geçirdiği bilinmemektedir.

İNCELEME TARİHİ: 05.02.2010



KATALOG NUMARASI: 04

RESİM NUMARASI: 14-22

ENVANTER NUMARASI: Yok

YAPIM TARİHİ: 1830-1839

BULUNDUĞU YER: Muğla (kız meslek lisesi binası)

YAPININ ADI: II. Mahmut ordugâhı

YAPININ MİMARİ TANIMI: Bu günkü Kız Meslek Lisesi binası, Muğla-Aydın karayolu üzerinde 1839 yılı II. Mahmut zamanında kışla olarak yapılmıştır. İstiklal savaşı sırasında tekrar mutasarrıf olarak Muğla’ya gelen Müştak Lütfi Bey eksik kalan kısımları tamamlatmıştır. Yapı kesme taş örgülüdür. 2 katlı olan yapının; 4 girişi, 12 alt katta 12 üst katta olarak 24 odası bulunmaktadır. 48 penceresi bulunmaktadır. Alt katın pencereleri yuvarlak; sivri kemerli nişiçine yerleştirilmiştir. Üst katın pencereleri ise dikdörtgendir. Girişcephelerindeki pencereler ise oldukça uzun yuvarlak kemerli forma sahiptir. Bu özelliğiyle batılılaşma dönemine benzemektedir. Beden duvarları birbirinden kademe kademe taşan bir sıralamaya sahiptir.

YAPININ SÜSLEMELERİ: Yapının ikinci katı yatay bir silme ile ilk kattan ayrılmıştır. Giriş cepheleri ve beden duvarlarına yerleştirilen pencereler batılılaşmanın etkisiyle yapılmış olduğunu gösterir. Uzun ve iki kısımlıdır. Pencere kemer kavisi hizasında yarım daireye bölünmüşve renkli cam işçiliğiyle yani vitraylarla süslenmiştir. Cephelere yerleştirilen plastırlar payanda görevinde değil cepheyi hareketlendirmek için yapılmışlardır. Her pencerenin yanlarında iki şer tane yapı inşasında kullanılmıştaş, kakma tekniğinde yerleştirilmiştir. Ayrıca her pencere kuşağının üzerinde pencere sayısı kadar ikili ya da üçlüküçük dikdörtgen kartuşlar bulunmaktadır. Girişlerde bu kitabe olarak görünürken cephelerde boşbırakılmıştır.

Güney girişindeki basık kemerin üzerinde ay-yıldız motifi bulunmaktadır. Bu eklektik üslupta yapıldığını gösterir. Bu motif mermerdendir. Çatı saçaklarında küçük gülbezek motifleri bulunur.

En önemli süslemeleri ise tavan ve tavan göbekleri oluşturmaktadır. İlk katın tavanı sekizgen

yapıdadır. Ortasında iç içe geçmişgeometrik desen sekizgen çerçeve olarak yerleştirilmiştir. Bunların

ortasında ise ‘S’ ve ‘C’ kıvrımlı kuşak bezemesi bulunmaktadır.’S’ kıvrımlarının uçlarına ise pençler

yerleştirilmiştir. Sade bırakılan yüzeye rağmen köşelerde yine ‘S’ ve ‘C’ kıvrımları görülür. Tavan göbeğini baştan başa çevreleyen inci dizisi arasında girift biçimde geometrik desenler yerleştirilmiştir.

İkinci katın tavan göbeğinde ise; yüzey hasır örgüsüne benzer biçimde süslenmiştir. Ortada; kare niş

içinde ışın demedi şeklinde etrafa dağılan süsleme grubu bulunur. Etrafında bu bezemeyi saran perde motifi dizi görülür. Saçak kısmında ise kabartma tekniğinde yuvarlaklaştırılmış yatay motifler yer almaktadır. İki motif arasına küçük sarkıtlar yerleştirilmiştir. Tavan göbeği saçak kısmına üç boyutluluk kazandırmıştır.

Destekler ise yine gülbezek motifi, damla motifi, yuvarlaklaştırılmış kabartmalar, dikey çizgiler ve dor düzenini anımsatan başlıkla hareketlilik kazanmıştır.

Kapılarda da aynı süsleme unsurlarının kullanıldığı görülür. Dönemin özellikleri yansıtması

bakımından Muğla’da önemli yapılardandır. Eklektik dönem özelliklerini yansıtır.

GEÇİRDİĞİ ONARIMLAR: Zamanla harap hale gelen kışlayı, 1845 yılında Mutasarrıf Müştak Lütfi Bey 10.000 altın harcayarak esaslı bir şekilde onarmış ve bu günkü duruma getirmeye çalışmıştır. 1982 yılında esaslı bir onarıma başlanan binaya, Kız Meslek Lisesi taşınmıştır. Binanın çatı ve odaları onarılmıştır. 2006–2007 öğreti yılı başında tekrar büyük bir onarıma alınarak, Kız Meslek Lisesi ünitelerine cevap verebilecek duruma getirilmeye çalışılmıştır.

İNCELEME TARİHİ: 06.02.2010


KATALOG NUMARASI: 05

RESİM NUMARASI: 23-26

ENVANTER NUMARASI: yok

YAPININ TARİHİ: 1850-1860

YAPININ ADI: Hacı Kadı Yayla Evi

BULUNDUĞU YER: Muğla- Karabağlar yaylası

YAPININ MİMARİTANIMI: Yapı anıtlar yüksek kurulunca koruma altına alınmıştır. 24 dönümlük arazi ortasında yer almaktadır. Cephesi kuzey yönüne çevrili olup, bu yapının yazın oturulma amaçlı olarak yapıldığını göstermektedir. İki katlı yapının 3 tarafı taş, tuğla ve kireçle yapılmışkalın duvar ile çevrili, ön cephesi ise ahşap ve bağdadî ile imal edilmiştir. Duvar ustası olarak Rum inşaat ustası ‘ Filvari Usta çalışmıştır.

YAPININ SÜSLEMELERİ: Dış cephelerde ahşap hatıllar pencere altlarına yerleştirilmiştir. Şu anada açık olmadığı için iç süslemeleri göremedik.

GEÇİRDİĞİ ONARIMLAR: 2000 yılında Anıtlar Yüksek Kurulunca koruma altına alınmış ve projeler doğrultusunda 2001, 2007 onarımları geçirmiştir.

İNCELEME TARİHİ: 02.05.2010


Katalogda ele alınmış beş sivil yapıdan II. Mahmut Ordugâhını bir kenara ayırırsak; Muğla evleri için

genel özellik oluşturan avlu içinde yan veya ön yüzleri sokağa bakmaktadır. Genellikle iki katlı olan bu evlere kuzulu kapıyla girilir. Muğla’nın en önemli evlerinden biri olan ve ilk akla gelen Özbekler Evi böyle olmasına karşın Milas’ta bulunan Akın Çorbacı oğlu Evi kapısı böyle değilken; Fatma Akdeniz evi tek kanatlı olmasına rağmen benzerlik gösterdiğini söyleyebiliriz.

Akın Çorbacı oğlu Evi ve Fatma Akdeniz Evi Muğla evleri gibi, sokağın bir parçasıymışgibi

düzenlenmemiş; Milas evlerinin genel özelliği olan tek tek ev, konak yapımını yansıtmaktadır.


Yatağan Evleri ise iki katlı, bağdadî sıvayla kaplanmış, kalın duvarlı evlerdir. Bu evlerin bir diğer adı ‘katrancı evleri’ olarak isimlendirilir. Bacaları tipik Muğla bacaları tipindedir. Fakat Milas evlerinin baca özelliği olarak dört tarafı açık bırakılan üçgen boşlukların altına yerleştirilen platform; antik sütun başlığını anımsatır. Bölgeye Heraklia, Hydai,Euromos, Labranda, Stratonika gibi yakın antik şehirler bulunmaktadır.


Bu hususu göz önüne alırsak; Milas evlerinin yapımaşamasında devşirme malzemelerin

kullanılmışolduğunu söyleyebiliriz.

Ne kadar yapımlarını Rum ve Ermeni ustalardanöğrenilse de, yapımında Rum ve Ermeni ustalar çalışsa

da Muğla ve çevresindeki Türk evleriyle Rum evleri arasında farklar görülür. Ahşap malzeme ve süslemesi

kullanılmasına rağmen Rum evler tamamıyla taştandır. Bu noktada Akın Çorbacı oğlu evinin tamamıyla taş

ve üzeri sıva ile yapılması Rum evi olabileceğini veya ustaya karışılmadan yaptırmışolabileceğini

düşündürse de içte ahşap süslemeler göze çarpmaktadır.

Muğla ve Milas evlerinin iç bezemelerinde palmet ve geometrik motifler genel özellik olsa da 18.yy-

19.yy batı etkilerinin daha güçlü yayılmasıyla ortaya çıkan impost, bağdadî gibi süslemeler Akın Çorbacı

oğlu ve Hacı Kadı Yayla evlerinde görülmektedir. Hemen ardından ortaya çıkan seçmeci üslubun etkisiyle

ay- yıldız motifleri Akın Çorbacı oğlu evinde ve II. Mahmut Ordugâhında görülmektedir.

Sonuç olarak Muğla evleri temelde Rumlardan öğrenilmişolsa da o dönemin genel özelliğini çok az

sayıda günümüzde kalabilmişyapılarda göstermektedir. Bu yapılar bölgenin ileri gelenleri kadar zengin

yapılar olmasa da ev estetiğinde ahşap süslemesine önem vermiştir. Günümüzde çok harap durumda olan

Muğla ve çevresindeki evlerin daha çok araştırılıp daha çok koruma altına alınarak aslî halineuygun

restorasyon çalışmaları yapılması gerektiği düşüncesindeyim.

.

* 0nsekiz Mart Üniversitesi Sanat Tarihi 4.sınıf öğrencisi.

1

Anonim. Ötüken Yeni Türk Ansiklopedisi,cilt: XII İstanbul,1985,s:4730-4731.

2

Adı geçen ilçelerde bulunan tarihi yapıları için; bkz.Muğla Valiliği, Cumhuriyetimizin 80. Yılında Muğla,Milsa A:Ş, 2003,s:108-111. bkz.; Muğla Valiliği,Cumhuriyetimizin 50.Yılında Muğla,1973,s:170-176 .

3

Cercis İkiel, “Muğla ilinin coğrafî Özellikleri”, Muğla Kitabı(ed.A. Abbas Çınar),İzmir,2004,s.21.

4

Ertuğrul Aladağ, Muğla Evi,Muğla,1991,s.10.

5

Aladağ, Muğla Evi, s.11.

6

Bayram Akça, “Muğla’nın 20.yüzyıla Kadarki Tarihi”,Muğla Kitabı(ed.A. Abbas Çınar),İzmir,2004,s.48-57.

7

Akça, “Muğla’nın 20.yüzyıla Kadarki Tarihi”,Muğla Kitabı(ed.A. Abbas Çınar),s.49.

8

Bu dönemde yapılmış birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Yapı, usta ve hattatlar için; Bkz. Üsküdarlı Ali Rıza Hakses (Muğla

Müftüsü Dersiamdan), Muğla Menteşe Büyükleri,1940-1941,s. 40-177.

9

Kürşat Ekrem Uykucu, Muğla Tarihi, İstanbul,1968,s.182.

10

Akça, “Muğla’nın 20.yüzyıla Kadarki Tarihi”,Muğla Kitabı(ed.A. Abbas Çınar),s.51.

11

O dönemde sadece bir tane hamam bulunmaktadır. O da Saburhane Hamamı’dır.

12

Ertuğrul Aladağ, “Muğla Köylerinde Halk Yapı Sanatı”,Muğla Name(Muğla ve İlçeleri Kültürü Üzerine Makaleler),(ed. A. Abbas

Çınar),İzmir,2006,275-278.

13

Aladağ, Muğla Evi, s.10

14

Ertuğrul Aladağ, “Muğla’nın Geleneksel Evleri ve Bacaları”, Muğla Kitabı,(ed. A. Abbas Çınar), İzmir, 2004,s.379.

15

Aladağ, “Muğla’nın Geleneksel Evleri ve Bacaları”, Muğla Kitabı,(ed. A. Abbas Çınar), s.381.

16

Osman Gürün , “Muğla Kültüründe Yayla Yaşamı ve Karabağlar”, Muğla Name(ed. A. Abbas Çınar), İzmir,2004, s.265-267.

17

Selahattin Sapmaz, “Dünden Bugüne Karabağlar”, Muğla Name( Muğla ve İlçeleri Kültürü Üzerine Makaleler),(ed. A. Abbas

Çınar), s.381-382.

18

Aladağ, “Muğla’nın Geleneksel Evleri ve Bacaları”, Muğla Kitabı,(ed. A. Abbas Çınar),s.372-383.

19

Oktay Ekinci, Yaşayan Muğla, s. 52-53.

20

Tolga Madan “Muğla’nın Kayıp Kültürü ‘Kadın Eli’ Kapı Tokmakları”,Ulusoy Travel, sayı: 138, İstanbul, Kasım 2008,s:65-70.

21

Ekinci,Yaşayan Muğla, s.62-63.

22

Ekinci, Yaşayan Muğla, s.58.

23

Aladağ, Muğla Evi, s.78-79.

24

Yusuf Çetin,“Geleneksel Türk Evinde Cumba”,Sanat Tarihi Dergisi, sayı: XV. İzmir, Ege Üni. Fen-Edebiyat Yayınları, Ekim

2006,s.18-26.

25

Bu bilgiler Muğla ilinin ilk belediye başkanı sayın Hacı Kadı Efendi’nin torunu sayın Avukat SüleymanAksoy’ dan alınmıştır.

26

Osman Kunduracı’nın hazırlamış olduğu Yatağan evleriyle ilgili bir katalog kitapta yer alan bilgileriçin; Bkz. Osman

Kunduracı, Muğla-Yatağan Çevresindeki Türk Devri Mimarisi Ve El Sanatları, Muğla,2007.

27

www.muglakulturturizm.gov.tr (11.08.2010,20:44)

28

Nurgül Oktik, ÜNAL Bozyer ve diğerleri. 2003 Milas Araştırması, Muğla,2004,Muğla Üni. Yay. ,s.24-28.
BİBLİOGRAFYA

ALADAĞ, Ertuğrul.Muğla Evi’nin Amerika Öyküsü, Muğla,1995.

ALADAĞ, Ertuğrul.Muğla Evi, Muğla,1992.

ANONİM. Ötüken Yeni Türk Ansiklopedisi, cilt: XII İstanbul,1985,s:4730-31

ÇETİN, Yusuf. “Geleneksel Türk Evinde Cumba”,Sanat Tarihi Dergisi, sayı: XV. İzmir, Ege Üni.

Fen-Edebiyat Yayınları, s:18- 26,Ekim 2006.

ÇINAR, A. Abbas. Muğla Name(Muğla ve İlçeleri Kültürü Üzerine Makaleler), İzmir,2006.

KUNDURACI, Osman. Muğla-Yatağan Çevresindeki Türk Devri Mimarisi Ve El Sanatları,

Muğla,2007.

KUNDURACI, Osman.“Muğla Yatağan Çevresindeki Ahşap Süslemeli Kapılar”,20000` li

Yıllarda Türkiye`de Geleneksel Türk El Sanatlarının Sanatsal, Tasarımsal ve Ekonomik

Boyutu Sempozyumu(25-27 Kasım 1998).

MUĞLA VALİLİĞİ. Cumhuriyetimizin 50.Yılında Muğla, Muğla,1973.

MUĞLA VALİLİĞİ. Cumhuriyetimizin 80. Yılında Muğla, Muğla, Milsa A.Ş,2003.

OKTİK, Nurgül, ÜNAL Bozyer ve diğerleri. 2003 Milas Araştırması, Muğla,2004.

Ekrem Uykucu, Muğla Tarihi, İstanbul, 1968

0 yorum:

Yorum Gönder